Aşüfte mi aşifte mi ?

Kaan

New member
Konuya ilk kez ilgi duymaya başladığımda dikkatimi çeken şey, bazı kelimelerin yalnızca dilbilgisel bir anlam taşımamasıydı. Bazı sözcükler, yüzyıllar boyunca toplumun kadınlara, erkeklere ve farklı sosyal gruplara yüklediği anlamları da taşır. “Aşüfte” kelimesi bunlardan biridir. Günümüzde zaman zaman “aşifte” şeklinde de yazıldığı görülse de Türk Dil Kurumu kaynaklarında doğru kullanım “aşüfte” olarak kabul edilir. Ancak bu kelimeyi yalnızca doğru yazımı üzerinden değerlendirmek, taşıdığı sosyal ve kültürel yükü görmezden gelmek olur.

Aşüfte mi, Aşifte mi? Dilsel Köken ve Doğru Kullanım

Öncelikle dilsel boyuttan başlayalım. “Aşüfte” kelimesi Farsçadan Türkçeye geçmiş bir sözcüktür. Tarihsel sözlüklerde “başıboş, düzensiz, tutkulu, gönül ilişkilerinde ölçüsüz” gibi anlamlarla kullanıldığı görülür. Zamanla özellikle kadınların cinsel davranışlarını yargılayan bir anlama dönüşmüş ve “hafifmeşrep kadın” şeklindeki kullanımı yaygınlaşmıştır.

“Aşifte” biçimi ise halk arasında zamanla ortaya çıkan bir telaffuz farklılığıdır. Yazılı ve akademik kaynaklarda standart kullanım “aşüfte”dir.

Fakat burada asıl dikkat çekici soru şudur:

Bir kelimenin doğru yazımını öğrenmek yeterli midir, yoksa o kelimenin toplumsal etkilerini de sorgulamak gerekir mi?

Kelimeler Neden Toplumsal Güç Taşır?

Dilbilim ve sosyoloji alanındaki araştırmalar, kelimelerin yalnızca iletişim aracı olmadığını göstermektedir. Dil aynı zamanda toplumsal normları üretir, yeniden üretir ve meşrulaştırır.

Dilbilimci ve düşünür Pierre Bourdieu, dilin bir “sembolik güç” mekanizması olduğunu savunur. İnsanlar kullandıkları sözcüklerle yalnızca düşüncelerini ifade etmez; aynı zamanda toplumsal hiyerarşileri de yeniden üretirler.

“Aşüfte” kelimesinin tarihsel kullanımına bakıldığında bunun önemli bir örneği görülür. Kelime çoğunlukla kadınların davranışlarını değerlendirmek için kullanılmıştır. Benzer davranışlar sergileyen erkekler için ise aynı ölçüde yaygın ve damgalayıcı karşılıklar üretilmemiştir.

Bu durum bizi toplumsal cinsiyet meselesine götürüyor.

Toplumsal Cinsiyet ve Çifte Standartlar

Toplumsal cinsiyet araştırmaları uzun yıllardır kadınların cinsellik konusunda daha sık sosyal denetime maruz kaldığını ortaya koymaktadır.

Örneğin çeşitli ülkelerde yürütülen sosyal psikoloji araştırmaları, kadınların romantik veya cinsel davranışlarının erkeklere kıyasla daha fazla ahlaki değerlendirmeye tabi tutulduğunu göstermektedir. Aynı davranış, bir erkek için “özgüvenli” veya “deneyimli” olarak yorumlanırken bir kadın için olumsuz sıfatlarla etiketlenebilmektedir.

“Aşüfte” gibi kelimeler de bu tarihsel çifte standardın dildeki yansımalarından biri olarak değerlendirilebilir.

Kadınlarla yapılan nitel araştırmalarda sıkça rastlanan bir durum vardır: Pek çok kadın, yalnızca davranışları nedeniyle değil, kıyafeti, konuşma tarzı veya sosyal çevresi nedeniyle de bu tür etiketlerle karşılaşabildiğini belirtmektedir.

Bu noktada empati kurmak önemlidir. Bir kişinin karakterinin, tek bir sıfatla tanımlanmasının nasıl bir etki yarattığını düşünmek gerekir.

Ancak bu mesele yalnızca kadınları ilgilendiren bir konu değildir.

Erkeklerin Deneyimleri ve Çözüm Arayışları

Toplumsal tartışmalarda bazen erkeklerin deneyimleri yeterince konuşulmayabiliyor. Oysa erkekler de toplumsal normların baskısından etkilenebilmektedir.

Birçok erkek, geleneksel erkeklik beklentileri nedeniyle duygularını açıkça ifade etmekte zorlandığını belirtmektedir. Sosyoloji araştırmaları, erkeklerin de belirli davranış kalıplarına uymadığında dışlanma veya alay edilme riskiyle karşı karşıya kalabildiğini göstermektedir.

Bu nedenle mesele kadınlar ve erkekler arasında bir karşıtlık yaratmak değil, toplumsal etiketleme mekanizmalarını anlamaktır.

Bazı erkekler konuya daha çözüm odaklı yaklaşarak şu soruyu soruyor:

“İnsanları etiketlemek yerine davranışları ve sonuçları mı tartışmalıyız?”

Bu yaklaşım dikkat çekicidir. Çünkü bireyi damgalayan sıfatlar yerine somut davranışların değerlendirilmesi, daha yapıcı bir iletişim ortamı oluşturabilir.

Sınıf Faktörü: Aynı Kelime Herkes İçin Aynı Anlama mı Geliyor?

Sosyal sınıf da bu tartışmada önemli bir yere sahiptir.

Sosyologlar uzun zamandır ahlaki yargıların sınıfsal boyutlarını incelemektedir. Tarihsel olarak ekonomik gücü daha düşük kadınların davranışları, üst sınıflara göre daha sert biçimde denetlenebilmiştir.

Örneğin bazı toplumlarda üst sınıftan bir kişinin davranışı “özgür yaşam tarzı” olarak değerlendirilirken, benzer davranışlar alt sınıftan bir birey için olumsuz etiketlerle tanımlanabilmiştir.

Bu durum yalnızca Türkiye'ye özgü değildir. Avrupa, Amerika ve Asya'da yapılan birçok araştırma, ahlaki değerlendirmelerin sosyal statüden etkilendiğini göstermektedir.

Dolayısıyla “aşüfte” gibi kavramların kullanımını incelerken ekonomik ve sınıfsal boyutları da göz önünde bulundurmak gerekir.

Irk, Etnik Kimlik ve Kültürel Farklılıklar

Toplumsal etiketleme süreçleri yalnızca cinsiyet ve sınıfla sınırlı değildir. Irk ve etnik kimlik de önemli rol oynar.

Özellikle çok kültürlü toplumlarda bazı grupların kadınları hakkında daha fazla stereotip üretildiği görülmektedir. Sosyal psikoloji literatüründe bu durum “çifte damgalanma” olarak açıklanır.

Bir kişi hem kadın olduğu hem de belirli bir etnik gruba ait olduğu için daha yoğun yargılarla karşılaşabilir.

Bu nedenle günümüzde birçok araştırmacı, toplumsal meseleleri tek bir değişken üzerinden değil; cinsiyet, sınıf, etnik köken ve kültürün kesişim noktalarında incelemektedir.

Dil Değişebilir mi?

Tarih boyunca birçok kelimenin anlamı değişmiştir.

Bir dönem sıradan kabul edilen bazı ifadeler bugün ayrımcı olarak değerlendirilebiliyor. Bunun nedeni toplumların dönüşmesi ve insanların farklı deneyimlere daha fazla kulak vermesidir.

Dil yaşayan bir yapıdır. İnsanlar kullandıkları kelimelerin etkilerini sorguladıkça dil de dönüşür.

Bu nedenle “aşüfte” kelimesi üzerine düşünürken yalnızca sözlük anlamına değil, bu kelimenin tarih boyunca kimleri nasıl etkilediğine de bakmak gerekir.

Tartışmaya Açık Sorular

* Bir kelimenin sözlük anlamı ile toplumsal etkisi arasında ayrım yapmak mümkün müdür?

* “Aşüfte” gibi tarihsel olarak yargılayıcı anlamlar taşıyan kelimeler günümüzde kullanılmalı mı?

* Aynı davranışların kadınlar ve erkekler tarafından sergilenmesi hâlinde toplumun tepkileri gerçekten eşit mi?

* Sosyal sınıf ve ekonomik durum, insanların ahlaki açıdan değerlendirilme biçimini etkiliyor mu?

* Dildeki değişim toplumsal dönüşümün sonucu mudur, yoksa toplumsal dönüşümü hızlandıran bir araç mıdır?

Sonuç

“Aşüfte mi, aşifte mi?” sorusunun dilbilgisel cevabı nettir: Doğru yazım “aşüfte”dir. Ancak bu kelime etrafındaki tartışma yalnızca imla meselesi değildir. Toplumsal cinsiyet normları, sınıfsal farklılıklar, kültürel beklentiler ve sosyal eşitsizlikler, kelimelerin anlamlarını şekillendiren güçlü faktörlerdir.

Sosyoloji ve dilbilim araştırmaları, dilin tarafsız bir araç olmadığını; toplumdaki güç ilişkilerinden etkilendiğini göstermektedir. Bu nedenle bazı sözcükleri incelerken yalnızca nasıl yazıldıklarını değil, hangi tarihsel ve sosyal bağlamlarda kullanıldıklarını da değerlendirmek gerekir. Belki de asıl önemli soru, bir kelimenin doğru yazımından çok, o kelimeyi kullanırken hangi anlamları ve hangi toplumsal bakış açılarını yeniden ürettiğimizdir.
 
Üst